Yazarlar
Mustafa Mir ÇOLAKOĞLU
31 Temmuz 2015 01:42:44
SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ İLE PKK BİRLEŞTİRİLİYOR MU?

SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ İLE PKK BİRLEŞTİRİLİYOR MU?

Son günlerde sosyal medya üzerinden Kobani bölgesinde çekildiği görülen bazı fotoğraflar,Türkiye içinde faaliyet gösteren illegal sol örgütlerin PYD ile yakınlaştığını ortaya koyuyor.

DEAŞ karşısında PYD saflarında yer alan sol örgüt militanlarının Türkiye'den Kobani'ye geçerek silahlı eğitim aldıkları ve sonrasında bir kısmının tekrar Türkiye'ye geri döndüğü tespit edildi. Son yıllarda Türkiye'nin gündeminden düşmeyen "Çözüm Süreci " birçok sol görüşlü örgütün hareket alanını kısıtlamış ve örgütlerin derin bir sessizliğe bürünmesine sebep olmuştur.

 Bu suskunluğun yerini toplumsal bir hareket ile doldurmak isteyen 'dış mihraklar' içerideki iş birlikçileri ile "Mesele ağaç değil,sen hala anlamadın mı?" cümlesini adeta kendilerine parola belleyerek Gezi Park ' ı isyanını başlattılar.

Bu girişimden istediği sonucu alamayanlar, bu kez 17-25 Aralık sözde yolsuzluk (!) özde "Darbe" planını uygulamaya koydular.

Bu iki süreci alnının akı ile atlatan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, diğer bir karalama sınavını da 6-7 Ekim olaylarında verdi. Bu sefer karşımıza çıkarılan bahane Kobani idi.

Yaşanan 6-7 Ekim olaylarında 53 kişi hayatını kaybetti. Karşılaşılan her olumsuzluktan devlet refleksini iyi kullarak sıyrılan Türkiye Cumhuriyeti, bu vakaların ardından artık tüm senaryolara hazır olunması gerektiğini anladı.

SİYASET SEÇİME HAZIRLANIRKEN

 İyi veya kötü olarak 2011 yılından beri yürütülen "çözüm süreci" ile birlikte akan kan durdu.

Ülke olarak 24 Mart yerel ve 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerini şehit haberi almadan geçirdik. Devlet büyük bir sabır ile giriştiği çözüm süreci sayesinde PKK teröründen kaynaklanan ölümlerin önüne geçti. Hatta bir ara silahların bırakılması aşamasına kadar olay geldi.

Ama ne olduysa ondan sonra oldu. PKK üstünden yapılamayan provakasyonlar ve ölümler, sol görüşlü terör örgütleri üstünden yapılmaya başlandı.

DHKP-C üstünden devletin savcısı şehit edilirken, aynı örgüt üstünden İstanbul Emniyetine silahlı ve bombalı saldırı düzenlendi. PKK'nın gençlik yapılanması YDG-H üstünden müslüman Kürtler IŞİD'ci diye katledilerek, sindirildi.

Tüm bunlar olurken, bu günlerde ismini sık sık duyduğumuz MLKP terör örgütü canlandırılarak seçim sonrası kullanılmak üzere dizayn edildi.

 

13 YIL SONRA BİR İLK !

Ülke olarak büyük bir gerginlik ile girdiğimiz 7 Haziran Genel Seçimlerinde 13 yıl sonra karşımıza "koalisyon" tablosu çıktı.

Bu sonuç ile AK Parti sistemin dışına itildi, %60'lık blok ülke yönetimini eline alacak umudu ile gazete manşetlerini döşüyordu.

 En büyük sorun MHP ve HDP'nin bir araya gelememesi olarak gösteriliyordu. Ama hedef Erdoğan'sız bir Türkiye olduğu için herkes bir araya gelir düşüncesi vardı ama bu plan daha Meclis Başkanlığı seçiminde rafa kaldırıldı.

Meclis Başkanlığı seçiminden sonra, herkesin net olarak anladığı bir şey oldu; AK Parti olmadan hiçbir plan işlemez.

 SEÇİM BARIŞ DEĞİL SAVAŞ GETİRDİ

Medyada karşımıza çıkan yeni hükümet koalisyonu %60'lık blok olan CHP-MHP ve HDP olarak karşımıza çıkıyordu.

 Özellikle Aydın Doğan Medyası Medyası her gün bu ihtimal üstüne haberler ve köşe yazıları yayımlıyordu. Bu ihtimal Meclis Başkanlığı seçimi ile suya düşünce ikinci plan olan, CHP-AK Parti koalisyonu üstüne kamuoyu oluşturmaya çalışıldı. Görüşmeler devam ederken Anadolu Ajansı'nın "Başbakan'dan gençlik kollarına erken seçim yazısı" ile bir anda ülke gündemi değişti.

Özellikle sosyal medya üzerinde gezinen şu cümle "Hükümet yok, hiçbir sıkıntı yok. Galiba anlamadan en iyi yönetim şeklini bulduk" bir anda tepe taklak oldu. O haberden sonra Suruç'ta 32 genç bombalı saldırı ile öldürüldü. PKK ve KCK yapılan barajlar ve yollar üstünden "çözüm sürecini" bitirme tehdidi savurdu.

HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş; "Halkımız kendi güvenliğini kendi alsın." söylemlerine dile getirmeye başladı. KCK sorumlusu Cemil Bayık ise; "Halkımız silahlanmalı, silahlı direniş için hazır olmalı." açıklamasını yaptı.

Tüm bu yaşananlardan sonra Devlet yapması gerekeni yaptı ve bütün terör örgütlerinin açmış olduğu savaşa cevap verdi. Artık bütün terör örgütleri birlikte Türkiye Cumhuriyeti tek başına.

 Son Söz:

Türkiye Cumhuriyeti, 2008 yılından beri terör örgütleriyle mücadele için yerli savunma sanayisine büyük yatırımlar yaptı. Hakan Fidan üstünden MİT'i yerlileştirerek daha etkin bir istihbarat ağı kuruldu.

Çözüm Sürecin'de Kürt vatandaşların haklarını anayasa ile güvence altına alıp, "Kürt Sorununu" çözüp PKK ile Kürt halkının ayrışması hedeflenmiştir. Ama gelindiği noktada PKK çözüm sürecini kullanarak Doğuda daha da güçlenerek, halkı baskı altına alıp Kürtlerle PKK'nın ayrışmasının önüne geçti.

Ama şuan her şey daha net. Çözüm sürecinde PKK Silahları gömmek yerine, silahları biriktirmeye başladığı aşikar.

Ama kabul etmek lazım ki Türkiye Cumhuriyeti de Çözüm Süreci boyunca hiçbir konuda boş durmamış. Bunu ilerleyen günlerde biz de tüm dünya da net bir şekilde görecek.

Whatsapp'ta Paylaş