Yazarlar
HALİL GÜNEŞ
LÜLÜ VE MERCAN
14 Subat 2017 19:25:44
HAKARET ETMEDEN TARTIŞALIM
HAKARET ETMEDEN TARTIŞALIM

2011’in Eylül ayında başladığım yurtdışı görevimi 2016’nın Eylül ayında sağ ve salimen ve de yüzümün

akıyle bitirmiş oldum elhamdülillah.

Bu beş yıllık zaman zarfı içerisinde yoğun işlerimden ve bazı diğer sebeplerden dolayı siteye yazı

yazmadım/yazamadım. Geçen günlerde çok saygı duyup abim gibi sevdiğim sayın Mustafa ONAY’ın

‘’hocam bilgi, tecrübe ve görüşlerinizi bizimle paylaşmalısınız. Yazılarınızı bekliyorum.’’ sözünden yola

çikarak bu yazıyı kaleme almış bulunuyorum.

Kıymetli gönül dostlarım. Siyonist, faşist, kapitalist ve emperyalist devletlerin diğer ülkeleri ve hususan

İslam coğrafyasını sömürmek için ne denli ahlaksızca ve pervasızca saldırdığını hepimiz görebiliyoruz.

Tüm bu ülkelerdeki vatandaşlar da görüyor, biliyor ve anlıyor. Fakat bu hayasızlık, zulum ve akan

gözyaşı hiç ama hiç bitmiyor. Burada ‘’problem şudur, şöyle yaparsak kazanırız vb.’’ heryerde ve

herkesçe konuşulan söylemlere girmenin bir yararı olmadığı açıktır. Ancak yukarıda sıfatlarından bir

kısmını saydığım sömürgecilerin ekmeğine yağ sürecek, dolayısıyle Müslümanlar arasındaki

uhuvveti(kardeşliği),saygı ve sevgiyi, birlik ve dirliği vb. güçlü bağları zayıflatacak ve bazen de

koparabilecek mühim bir hastalıktan bahsedeceğim: ‘’doğruları sadece benim hocam, benim şeyhim,

benim başkanım, benim liderim……. bilir ve dolayısıyle ben bilirim. Doğrular şunlardır ve bu doğrulara

inanmayanlar ve uymayanlar (en hafif tabirle) yoldan çıkmiş günahkarlardır. Saygıya da layık değilerdir.’’

Yazımı buraya kadar okuyanlar ‘’herhalde şu kişilerden bahsediyordur’’ dediklerini duyar gibiyim. Hayır.

Şunlardan ya da bunlardan değil. Ben olgulardan bahsedeceğim. Başkalarının sevdiği insanlara

pervasızca küfür ve hakaret edip kendileri aleyhine konuşanlara (bazen sin kef li cümlelerle bile) sövüp

hakaret edenlerin var olduğu olgusundan…

Saygıya layık sadece kendileri ve kendi düşünceleri oldugunu düşünenlerin var olduğu olgusundan…

Herkesi sınırsızca eleştirebildikleri halde onların aleyhine kimsenin kelam etme hakkının olmadığını

düşünenlerin var olduğu olgusundan…

Bu halet-i ruhiye hastalıklıdır. Yanlıştır. Bencil kişilerin takınacağı bir tavırdır. İslam ahlakına da uygun

değildir. Kaldı ki yüzde yüz haklıysanız bile Kur’an-ı Kerimin zaviyesinden bakıldığında yine de hata

yapıyorsunuz. Allah Teala EN&39;ÂM süresi 108. ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:

Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler.

Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta

olduklarını kendilerine bildirecektir (6/EN&39;ÂM-108).

Râzî&39;nin belirttiği gibi (XIII, 139), müşrikler putlara tapmakla birlikte Allah&39;a da inanıyorlardı. Bu yüzden

durup dururken O&39;na hakaret etmeleri düşünülemez. Şu halde bazı Müslümanların müşrikler ve inançları

hakkındaki ölçüsüz sözleri onları taşkınlığa sevketmiş; doğrudan doğruya Allah&39;a sövmek maksadıyla

olmasa bile, öfkeye kapılarak Müslümanların kutsal inançlarına sövüp saymaya kalkışmışlardır. Bu

âyette Müslümanların bu durumlara imkân verecek söz ve davranışlardan kaçınmaları emredilmektedir.

Evet. Razinin yukarıdaki cümleleri bu ayet-i kerimenin iniş sebebiyle ilgili bize yeterince ipucu

vermektedir. ‘’Aramaızda müşrik mi var? Bu ayetin bize örnek getirilmesi neyin nesi’’ diye itiraz eden

olursa cevaben akla ilk şu gelir: Müşriği kışkırtma islama gelecek olan zarar göz önüne alınarak

yasaklandıysa mümini kışkırtma yasaklanmaz mı? Tabii ki yasaklanır.

Toplumdan saygı ve sevgi görmek ve o toplumda güven içerisinde yaşayabilmek için o toplumun

bireylerine beklentilerinin aynısını sunmak gerekir. Taş attığın kişiden gül atmasını beklemek, küfrettiği

kişiden medh-ü sena beklemek akıllı insanların işi olmasa gerek.

Karşısındaki insanı cahil ve dünyadan haberi olmayan biri olarak görenler ve sadece kendisi ve kendisi

gibi düşünenlerin doğru yolda olduklarını zannedenler büyük bir yanılgı içerisindedirler. Artık bilgi çağı

içerisindeyiz ve iletişim araçları ve dolayısıyle bilgiye ulaşma enstrümanları insanların cebinde…

Buna rağmen rızaen lillah birilerini kötü ve yanlış yoldan çevirmek ve de ıslah etmek istersek ilahlık

taslayan Firavuna karşı bile layık görülen kavl-i leyin(Yumuşak söz. Sert olmayan söz. Enaniyetli

olmayan söz)i kullanalım. Saygıyı, sevgiyi, muhabbeti ve diğergamlığı ilişkilerimizin merkezine alalım.

Makam/mevki ve ilim olarak bizden üstün olanları tebrik; aşağıda olanları teşvik edelim. Aramızda ihtilaf

olursa Kur’an ve sünnete götürelim. Birbirimize nazik davranalım. Ben merkezli düşünce ve hayat tarzını

bir kenara koyalım. Büyüğe saygı küçüğe sevgi gösterelim. Üstünlük taslamayalım zira bu şeytanın en

belirgin işidir. Müslümanlar olarak hepimizin bir tarağın dişleri gibi eşit ve aynı hizada olduğumuzu

unutmayalım. Allah için sevip Allah için buğzedelim……………

SEVELİM SEVİLELİM DÜNYA KİMSEYE KALMAZ.

Halil GÜNEŞ

Eynesil/GİRESUN
Whatsapp'ta Paylaş