Yazarlar
M.Nihat MALKOÇ
Manahoz Düşleri
06 Temmuz 2017 01:14:32
KÖPRÜBAŞI-BEŞKÖY DOSTLUĞU VE KARDEŞLİĞİ

KÖPRÜBAŞI-BEŞKÖY
DOSTLUĞU VE KARDEŞLİĞİ

İnsanlar el
ele, gönül gönüle verdiklerinde zor gibi görünen işleri de rahatlıkla
yapabilirler. Yeter ki birlik ve beraberlik olsun. Ülkeleri ve cemiyetleri
ayakta tutan birlik ve beraberlik çimentosudur. Düşman milletlerin ilk planda
yaptığı şey, hedeflerindeki ülke halklarını birbirine düşürmektir. Bu da
sanıldığından daha kolaydır. Dostluk ve kardeşlik emek ve fedakârlık istese de,
kargaşa ve fitne koşarak gelir bize. Onun içindir ki sabırsız ve tahammülsüz
toplumlarda şiddet ve nefret daima pirim yapmaktadır.

 Ülke olarak
birlik ve beraberliğe, menfaate dayanmayan dostluklara her zaman çok
ihtiyacımız vardır. Bunu yerel ölçülerde de düşünebiliriz. Nedir bu kin, nefret
ve kavga?… Neyi paylaşamıyor insanlık? Yunus’un dediği gibi “Mal sahibi, mülk
sahibi / Hani bunun ilk sahibi / Mal da yalan, mülk de yalan / Var biraz da sen
oyalan...” Kim ne derse desin hayatın gerçeği dünyanın kuruluşundan beri bundan
ibarettir. Son yıllarda iller arasındaki çekemezlikler ilçe seviyesine, hatta
belde boyutuna düşmüştür. Köyler arasında bile husumetler sürüp gitmektedir.
Bunlar şık şeyler değildir. Kaba kuvvetle meseleler çözülemez. Bütün kavgalar,
kin ve nefretler yürekte birikmiş zehirlerin dışavurumudur. Bunlar ancak sevgi
panzehiriyle yok edilebilirler. “Ateşe körükle gidilmez” demiş eskilerimiz.
Fakat günümüzde bazı kesimler ateşe körükle giderek, onu daha da
şiddetlendiriyorlar.

 Trabzon’un
Köprübaşı ilçesinin tek beldesi vardır. O da adından da anlaşılacağı gibi beş
köyün bir araya gelmesiyle vücut bulan Beşköy beldesidir. Bu belde henüz oluşmadan
evvel şiddetli bir sel baskını yaşadı. Ellinin üzerinde insanımız sel sularına
karışarak hayatını kaybetti. Bunların çoğunun cesedine bile ulaşılamadı. Bu
felaket esnasında Köprübaşılılar tam bir seferberlik ruhuyla Beşköylülerin
yardımına koştular. Bir zamanlar birbirine rakip ve üvey kardeşler gibi
gösterilmeye çalışılan bu yörenin insanları, gerçek dostluğu ve kardeşliği
fazlasıyla gösterdiler. Olması gereken de buydu zaten. Bizler birkaç fitne
fesatçının peşine takılıp gelecekte hiç de hoş sonuçlar doğurmayacak
maceraların arkasından sürüklenebiliyoruz. İnsan aklını kullanarak doğrulara
varabilir. Doğrular da kişiye göre değişmez. Bütün toplumlarda doğrular birdir
aslında… Zira aklın yolu birdir.

 Bir zamanlar
Köprübaşı ile onun ayrılmaz bir parçası olan Beşköy(Mezirealtı)’ü husumet
içerisinde göstermeye çalıştılar. Bunu yapanların belli çıkarları ve planları
vardır elbette. Fakat bir türlü halkların dostluğunu ve kardeşliğini
engelleyemediler. Bu yörelerin insanları birbiriyle alışveriş yaptı, kız aldı,
kız verdi. Yaylada, ovada, köyde komşuluk yaptı. Gül gibi geçinip gittiler.
Beşköy’deki halkın Rumca konuşması bile farklı şekillerde yorumlanmaya
çalışıldı. Oysa bu bir kültürel zenginlikten başka bir şey değildi.

 Beşköy, sel
felaketinden önce bir hayli gelişmiş ve toparlanmış bir yerleşim yeriydi. Bir
akşam vakti gelen azgın sular burada dikili ağaç bırakmadı. Evler ve insanlar
sulara karıştı. Bu felaket sanki belde halkının bitişinin resmiydi. Dört tarafı
yemyeşil olan, bu haliyle bir kartpostalı andıran bu topraklar şimdi kaderine
ağlıyor. Çünkü Beşköy sel felaketinden sonra en az bir asır geriye gitti. Şimdi
burada yaşayanlar yarınlarından umutsuzdur. Selden sonra imkânı olanlar buradan
ayrılarak başka yerlerde yeni bir düzen kurmaya çalıştılar. Tabii ki aileler
parçalandı. Kıt imkânlar pek çok trajedilerin müsebbibi oldu. Fakat son derece
dindar, sabırlı ve kanaatkâr olan yöre halkı asla isyan etmedi.

 Köprübaşı’nda
okuduğumuz yıllarda Beşköy’den pek çok dostlarımız oldu. Hepsi de ahlaklı ve
güvenilir insanlardı. Bazı kesimlerin bu iki yöre arasındaki dostluğa ve
kardeşliğe kin ve nefret dinamiti koyma girişimleri çok şükür ki sonuçsuz
kaldı. Bugün Köprübaşı açsa, Beşköy tokluğuna sevinemez; Beşköy açsa Köprübaşı
rahat uyuyamaz. Çok şükür ki bugün bu kardeşlik ve dostluk havası
oluşturulmuştur. Bizler Köprübaşılılar olarak Beşköylüleri çok seviyoruz.
Onların da ilçeleri olan Köprübaşı’nı ve buranın halkını sevdiklerini
biliyorum. Bizler bir tavanın balığıyız. Aramızda ayrılık gayrılık yoktur. Aynı
bedenin farklı uzuvlarıyız.





























 M.NİHAT MALKOÇ

Whatsapp'ta Paylaş