Yazarlar
İdris İSPİROĞLU
İdris İSPİROĞLU
22 Haziran 2018 10:59:08
BEKA MESELESİ.!

BEKA MESELESİ.!

 

        Peşin peşin söylemek zorundayım ki, 15 Temmuz, 27 Mayıs kanlı darbesinin kopyasıdır. O gün başbakanımızı, dışişleri bakanımızı ve maliye bakanımızı katleden, on bin civarında vatansever subay astsubayımıza ve binlerce aydın, akademisyen ve vatan evladına kıyan birleşik NATO çetesi, maalesef içimizdeki hainleri kullanarak amacına ulaşmıştır.

      O gün bu gündür, bu mübarek vatanda aziz milletimiz inim inim inlemekte, tam doğrulacağı sırada, darbe denilen işgal ihanetiyle milletin canına, malına, dinine-imanına kast edilmektedir. Sultan Abdülaziz Han’ın katliyle başlayan bu modern ihanetler serisi, Sultan Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesiyle büyük Türk devletinin yıkılmasıyla sonuçlanmış, vatan toprakları sömürgeciler arasında paylaşılmış ve alem-i İslam, düşman çizmesi altında her şeyini kaybetmiştir.

        Türk milleti güçlü liderle şaha kalkan, zayıf yöneticiler yüzünden mahvolan bir millettir. Tarih, bunun sayısız örnekleriyle doludur. Maalesef tarihte birçok devletimiz zayıf ve tecrübesiz devlet adamları yüzünden yıkılmıştır. Bunu çok iyi bilen düşmanlarımız, her fırsatta liderlerimizi hedef seçmekte, ya suikastlerle öldürmeye çalışmakta, ya da darbelerle yönetimden uzaklaştırılmaktadırlar.

         Düşünebiliyor musunuz bundan birkaç yıl önce çocuklarını mahallesinin camisine gönderemeyen, kınalı kuzusunu başı örtülü diye kışlasında ziyaret edemeyen, yemin törenlerinde,  vatana kurban olsun diye asker ocağına yolladıkları yavrularını başı kapalı diye göremeyen anaların acılı yürekleri; ikna odalarına alınan, okul kapılarında aşağılanan, dövülen, bayrağı teslim etmem dercesine başörtüsüne sahip çıkan iffet abidesi genç kızlarımızın feryatları arşa dayanmıştı.

        Daha dün gibiydi. Ülkemiz adeta işgale uğramış, milletimiz esir edilmiş gibiydi. Müslümanların başına ne sıkıntılar, ne felâketler gelmişti. Müslümanların aşağılanması, hırpalanması, kanlarıyla vatan yaptıkları öz yurtlarında parya muamelesi görmeleri, ne kadar acı ve korkunç bir alçaklık idi. Müslümanlar, yaralı kalpleri ile, sabrediyorlardı. Zalimler alay ederek, azgınca saldırarak, yaralara tuz serpiyordu.

        Bu açıdan bakıldığında altyapısı 28 Şubatla hazırlanan, gezi ile başlayıp, 17-25 Aralıkla devam eden ve 15 Temmuzla final yapan olaylar zinciri, tam bir Haçlı saldırıları ve buna karşılık verilen mücadele, gerçek bir Kurtuluş Savaşı’dır.

        15 Temmuz zaferi, Türk tarihinde eşine ender rastlanabilecek bir halk destanıdır. Bu destanın kahramanları, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN olmak üzere, büyük Türk milletidir. Yüz elli yıldır, tam bağımsızlığa, hiç bu kadar yaklaşmamıştık. Müslümanlar en az yüz yıldır bu derece başı dik gezmemişlerdir.

        Bugün bütün dünyanın gıpta ile baktığı, alem-i İslam’ın heyecanla, göğsü kabararak, mutluluk gözyaşları içerisinde dua ettiği; ender yetişen bilgili, yüksek karakterli, faziletli, eşine az rastlanabilecek derecede dirayetli, zalime karşı Yavuz, mazluma Yunus olan bir lidere sahip bulunmaktayız. İnanıyorum ki bu aziz millet, yıllarca mücadele vererek, 15 Temmuz’da tankın altına yatarak, bunca şehit ve gazi vererek elde ettiği istiklalini ve onurunu, basit siyasi polemiklere feda etmeyecektir. Başına sahip çıkmayan, leş olur.

         ‘Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk milletini toplayıp vatan tutacağını buraya yazdım. Yanılıp öleceğini yine buraya yazdım.’’       

Whatsapp'ta Paylaş